Makaleler

Kardeş kıskançlığı – İlk çocuğu anlamak

Psk. Nesteren Gazioğlu
 
Nedir bu kardeş kıskançlığı… Ebeveynlerin en büyük şikayet konusu ve çocukların en büyük derdi. Keşke tek çocuk olsaydım diye başlayan diyaloglar. 
 
Psikolog olmam fark etmiyor, iki çocuklu bir anne olarak ben de kendimi bu sürecin tam ortasında buluyorum.  İki çocuğu olup da benim çocuklarım birbirini hiç kıskanmaz diyen bazı “süper” ebeveynlere gıptayla bakmışımdır.
 
Psikoloji donanımının olması belki sürecin ortaya çıkmasını engelleyemiyor fakat durumun gidişatında ve kriz yönetiminde işe yaradığı kesin.   İşin sırrı ilmi çocuğu anlamakta ve empati kurmakta yatıyor.
 
Birinci çocuk açısından olaya bakarsak;
Düşünün…
 
Hayalini kurduğunuz eş ile evlendiniz. Çok mutlusunuz, sadece ikiniz.  İnanılmaz eğleniyorsunuz, paylaşımlarınız çok güzel.  Eşiniz de sizi çok seviyor.  İçi titriyor size bakarken…
 
Günlerden bir gün eşiniz geliyor ve size diyor ki; “Hayatım ben seni o kadar çok seviyorum, o kadar çok beğeniyorum ki senden bir tane daha olsun istiyorum.”
Şimdi ne demek istedi?  İltifat mı etti yoksa…
Aradan zaman geçiyor ve eşiniz yanında sizin bir hemcinsinize sarılmış vaziyette yanınıza geliyor. Ve diyor ki: “Bak seni çok seviyorum, hani senden bir tane daha istiyordum ya; işte bu da yeni eşim.  Onunla çok iyi anlaşacağına eminim.”
 
Bu eş nasıl biri. Bir kere sizden genç. Bakıyorsunuz eee oldukça da alımlı ve çekici. Ama biraz genç ve bir sürü ihtiyacı var. Araba kullanamıyor, kredi kartı yok, kendi başına alışveriş bile yapamıyor.  Bu ihtiyaçlarda eşinize yardım etmeniz lazım.
Her talepte eşiniz size sesleniyor “Hayatıııııım gel bana yardımcı ol” 
“İyi de hayatım! Ben onun bakıcısı değilim, sen getirdin onu benim başıma!” diyeceğiniz geliyor... Tutuyorsunuz kendinizi…
 
Aradan zaman geçiyor… Alışmaya çalışıyorsunuz… Ama aile büyükleri, misafirler hep onunla daha çok ilgileniyor… Nedense…
Bu arada genç eş çok hızlı büyüyor ve eşiniz bir gün sizin odanıza geliyor.  “Aaa bak bunlar sana küçülmüş.  Hadi onları yeni eşime giydirelim” demez mi!
İşler git gide karmaşık bir hal aldı.  Hadi neyse seni paylaşmak zorundayım onunla; sevgini, ilgini eskisi gibi sadece bana yöneltemiyorsun ama ben o eşyalar sadece benim sanırdım, bana özel…
Hadi bunu da hazmedelim…
 
Günler geçip  giderken sizin doğum gününüz yaklaşıyor. Eşiniz bu özel günü hiç unutmaz.  Sabah yataktan sevinçle kalkınca bir de ne görüyorsunuz.  Size yepyeni bir cep telefonu almış. Son model, en son özelliklere sahip. Hem de öteki eşte bundan yok.  Ohh… İçinize serin sular serpiliyor, tekrar kendinizi özel hissediyorsunuz.
 
Eşinize bir güzel sarılıp ona hayatında yediği en güzel kahvaltıyı hazırlıyorsunuz.  Her şey güzel gidiyor.  Eşiniz sizi seviyor, siz de onu… Bu arada öteki eş nerede.
Evin içinde ararken birden odanızda olduğunu fark ediyorsunuz.  Odanın kapısını aralar aralamaz bir çığlık.
 
“Sen benim yeni telefonumu nasıl kurcalarsın? Bak gördün mü tuşlarını lekelemişsin!” diye haykırıyorsunuz.
 
Bu haylaz ve meraklı eş ağlaya ağlaya odadan çıkıyor. Biraz sessiz ol bari komşular duyacak kadar ne bağırıyorsun.  Ve birkaç saniye sonra kapıda eşiniz, arkasında da ağlamaklı ama içten içe pis pis sırıtan o eş!
Eşiniz, “Şimdi hemen özür dilemen gerekiyor, bu yaptığın hiç hoş değil, ne olur ki eşyalarını paylaşsan,” dediğinde saçlarınızın her bir teli diken diken oluyor.
 
Ama… ben sadece…  o bana aitti… seni kaybettim… şimdi de telefonumu… neyse…
İçinizde kabaran duyguları bastırmaya çalışırken bazen de bu yeni eşle eğlendiğinizi fark ediyorsunuz.  Beraber ortak hobiler buluyorsunuz, hatta bazen eşinizin bile anlamadığı şu özel bakışmalarınız ve kelimeleriniz bile oluyor… Ama nedense yine bir yerlerde bir şeyler var…  Bu eş hem en iyi arkadaşınız oluyor, hem de en has düşmanınız…
 
Bu örneği uzattıkça uzatabiliriz.  Umarım ilk çocuğun hislerini aktarabilmişimdir.  İkinci çocuk açısından durumu incelediğim bir sonraki yazımı okuyana kadar keyifle kalın…
 
Aile Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi
Bağdat Cad. No: 428 Daire: 6 Suadiye-Kadıköy
0216 416 52 63 - www.ailedanismanlik.com
Yazılma Tarihi: 25.12.2009